EKOSISTEM SINIRLARI VE VERİMLİLİK SÖYLEMİ: ENDÜSTRİYEL-MODERN SİSTEM TASARIMININ EKOLOJİK SONUÇLARININ FORUM TİYATRO TEMELLİ İNCELENMESİ TARTIŞILMASI
- Ecem
- 11 hours ago
- 4 min read

Günümüz dünyasında endüstriyel-modern sistem tasarımı, verimlilik, büyüme ve ölçeklenebilirlik ilkeleri etrafında şekillenmekte; ölçülebilir çıktılar ve kısa vadeli performans göstergeleri önceliklendirilmiştir. Bu tasarım mantığı, üretim süreçlerini teknik olarak optimize ederken, bu üretimi mümkün kılan ekolojik temelleri çoğu zaman dışsallaştırmaktadır. Endüstriyel üretim modelleri, bugün için yüksek verim sağlıyor gibi görünse de bu verimliliğin; ekosistem hizmetleri (temiz hava, karbon depolama, sel yönetimi, erozyon kontrolü, su arıtma, hastalık ve doğal zararlı kontrolü, tozlaşma vb.) gibi tarımsal üretimin temel koşullarını zayıflattığı giderek daha görünür hâle gelmektedir [1]. Bu durum, verimlilik odaklı sistem tasarımının temel bir çelişkisini ortaya koymaktadır. Verimlilik artışını en büyük ve hatta bazen tek değişken olarak öncelikleyen teknikler, uygulamalar ve politikalar, aynı zamanda bu üretkenliğin dayandığı doğal kaynakları sömürerek kendi sürekliliğini de tehlikeye atmaktadır. Fosil yakıtlara bağımlılık, artan girdi maliyetleri, iklim değişikliği ve ekosistem bozulması, bu çelişkinin uzun vadeli sonuçları olarak ortaya çıkmakta; üretimin geleceğini giderek daha kırılgan bir zemine oturtmaktadır [1].
Ekosistem/Gezegen sınırları (Planetary boundaries) kavramı, doğanın sınırsız bir kaynak değil; belirli biyofiziksel eşiklere sahip bir sistem olduğunu ortaya koymaktadır [2]. Tarım, kentleşme ya da üretim sistemleri gibi farklı alanlarda alınan kararlar, yalnızca teknik tercihler değil; aynı zamanda ekolojik ilişkileri yeniden düzenleyen müdahalelerdir. Bu bağlamda mesele yalnızca üretimin kendisi değil; üretimin hangi değerler temelinde ve hangi sınırlar göz ardı edilerek gerçekleştiği sorusudur. Endüstriyel-modern sistem tasarımı, doğayı pasif ve sınırsız bir kaynak olarak varsayarken, ekosistemlerin geri bildirim veren, sınırları olan ve bu sınırlar aşıldığında işleyişini değiştiren yapılar olduğu gerçeğini çoğu zaman göz ardı etmektedir. Aynı zamanda, çevresel yönetişim süreçleri çoğu zaman belirli aktörlerin değerlerini merkeze alırken, yerel bilgi biçimleri ve ekosistemle kurulan çoğul ilişkiler karar alma mekanizmalarının dışında bırakılmaktadır. Bu dışlayıcı yapı, çevresel tahribatı derinleştirirken aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri yeniden üretmektedir [3].
Bu noktada ihtiyaç, ekosistem sınırlarının varlığını yalnızca kuramsal düzeyde tartışmak değil; karar alma süreçlerinin nasıl yürütüldüğü, meşrulaştırıldığını ve sonuçlarının nasıl görünmez kılındığını deneyimsel bir öğrenme alanında açığa çıkarmaktır. Tam da bu nedenle, karar alma anlarını, çatışmaları ve alternatifleri birlikte düşünmeye imkân tanıyan forum tiyatro yaklaşımının, bu çalışmanın yöntemsel çerçevesi olarak anlamlı bir zemin sunabilmesi çok olasıdır.
Agusto Boal'ın, "Ezilenlerin Tiyatrosu" çalışmasıyla öncülüğünü yaptığı forum tiyatro, seyirciyi pasif bir izleyici konumundan çıkararak sahnede ortaya konan durumlara müdahale edebilen, süreci dönüştürebilen aktif bir özneye dönüştürür. Bu yönüyle forum tiyatro, öğrenmenin yalnızca bilişsel düzeyde değil; deneyim, duyular ve yaşantılar aracılığıyla gerçekleştiği yaratıcı drama anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Katılımcının sürece aktif olarak dahil olması, alınan kararları ve bu kararların sonuçlarını yalnızca izlemekle kalmayıp, bizzat deneyimlemesine olanak tanır [4]. Forum Tiyatro, tam da bu yüzden, verimlilik söylemiyle meşrulaştırılan karar alma süreçlerini sahne üzerinde yeniden düşünmeye, bu kararların ekolojik sonuçlarını görünür kılmaya ve alternatif düşünme biçimlerini kolektif olarak deneyimlemeye imkân tanıyan eleştirel bir alan sunabilecek bir yöntem olarak düşünülebilir. Katılımcılar, soyut kavramlar üzerinden değil, karar alma anları ve bu anların zincirleme etkileri üzerinden düşünmeye davet edilir.
Son dönem sürdürülebilirlik ve sosyal bilim literatürü, bilgi üretiminde hiyerarşik ve dışlayıcı yaklaşımları eleştirerek, bilgi ortak-üretimi (co-production of knowledge) kavramını öne çıkarmaktadır. García vd.’nin, [5] forum tiyatroyu etik bir araştırma yöntemi olarak ele aldıkları çalışmalarında vurguladıkları gibi, tiyatro temelli yöntemler bilgiyi “çıkarılan” bir veri olmaktan çıkararak, katılımcılarla birlikte üretilen, deneyimlenen ve tartışılan bir sürece dönüştürmektedir. Bu yaklaşım, hem araştırmacı-katılımcı ilişkisini yataylaştırmakta hem de ekolojik sorunların yalnızca teknik değil, aynı zamanda duygusal, kültürel ve politik boyutlarını açığa çıkarmaktadır.
Bu yöntemin, özellikle karar alma süreçlerinin ve bu kararların doğurduğu sonuçların görünür kılınmasında etkili bir alan yaratacağını düşünüyorum. Seçilen konu özelinde, forum tiyatronun uygulanacağı şekildeki odak noktası, bireysel karakterlerin iyi ya da kötü oluşundan ziyade, alınan kararların hangi mantıkla üretildiği ve bu mantığın hangi sonuçları doğurduğu olacaktır.
Atölye Lideri Dominique Devi’nin 17. Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Semineri ve Kongresi’nde [6] yaptırdığı “Ezilenlerin Tiyatrosu ve Yerli Halkları” atölyesi sonunda katılımcılara söylediği, “Bu metodun (Ezilenler Tiyatrosu) en önemli tarafı, bu inançsızlığı yaşıyor ve bu inançsızlığı kırmaya başlıyoruz. Çünkü dışarıda bir şeyleri değiştirmek için gerçekten bir şeyler yapmak isteyenler var. Çalıştıkça da devamı gelecektir. Biz burada insan haklarının pratiğini yapıyoruz. Bu konunun spor gibi bir pratiği yok; pratiği olmayan da teoride havada kalacaktır. İnanç olmadan çözüm de olmaz” sözleri, çözümü basitçe teorize edilemeyen- hatta teorize edilse bile- uygulanması; sosyal, toplumsal, sistemsel ve politik birçok dinamiğin iç içe geçmişliği nedeniyle son derece karmaşık olan alanlar için forum tiyatronun neden güçlü bir pratik sunduğunu açıkça ortaya koyar.
Çünkü çoğu zaman, ezen-ezilen ilişkisi üzerine kurulmuş ve işlemediğini bildiğimiz ama hâlâ baskın olan sistemleri sorgulama cesareti gösterdiğimizde, bize hemen şu soru yöneltilir: “Peki alternatifin ne?” Üstelik bu alternatiften, %100 planlanmış, her koşulda uygulanabilir ve kusursuz bir çözüm olması talep edilir. Ve hatta o alternatiften ezen-ezilen ilişkisinin ‘yeni ezeni’ olmasının beklendiğini söylemek pek de abartı olmayacaktır. İşte tam da bu yüzden mesele, ideal ve eksiksiz bir çözüm üretmekten çok, daha temel bir kavrayış problemidir: Değişimin önce düşünsel, duygusal ve kolektif bir zeminde mümkün olabileceğini fark etmek. Forum tiyatro da tam olarak bu zemini açar.
Kaynakça:
[1] Gliessman, S. R. (2015). Agroekoloji: Sürdürülebilir gıda sistemlerinin ekolojisi (Agroecology: The ecology of sustainable food system) (3. ed.). CRC Press.
[2] Rockström, J., Steffen, W., Noone, K., Persson, Å., Chapin, F. S., Lambin, E., … Foley, J. A. (2009). İnsanlık için güvenli faaliyet alanı (A safe operating space for humanity). Nature, 461(7263), 472–475.
[3] Olvera-Hernández, S., Mesa-Jurado, M. A., Novo, P., Martin-Ortega, J., Walsh, A., Holmes, G., & Borchi, A. (2023). Çevresel yönetimde yerel halkın değerlerinin temsilini araştırmak için bir mekanizma olarak forum tiyatrosu: Meksika, Chiapas'tan bir vaka çalışması. İnsanlar ve Doğa (Theatre as a mechanism to explore representation of local people's values in environmental governance: A case of study from Chiapas, Mexico. People and Nature), 5, 119–133. https://doi.org/10.1002/pan3.10420
[4] Adıgüzel, H. Ö. (2006). Yaşantılara dayalı öğrenme, yaratıcı drama ve süreçsel drama ilişkileri. Yaratıcı Drama Dergisi, 1(1), 1–10.
[5] Mancilla García, M., Bertemes Lalia, L., Mubai, M. et al. Anlamlı bir performatif deneyim: Sürdürülebilirlik biliminde etik bir yöntem olarak Forum Tiyatrosu'nun kullanımı. (A meaningful performative experience: using Forum Theatre as an ethical method in sustainability science.) Sustain Sci 20, 1775–1789 (2025). https://doi.org/10.1007/s11625-025-01699-3
[6] Kırkar, A., & Yılmaz, N. (Ed.). (2015). 17. Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Kongresi: Yaratıcı drama, sosyal bilinçlenme ve haklar eğitimi (1. baskı). Pegem Akademi.




Comments